„... Musa çölde yılanı nasıl yukarı kaldırdıysa,İnsanoğlu'nun da öylece yukarı kaldırılması gerekir.... Öyle ki, O'na iman eden herkes sonsuz yaşama kavuşsun....... «Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlunu verdi. Öyle ki, O'na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, ama hepsi sonsuz yaşama kavuşsun.... Tanrı, Oğlunu dünyayı yargılamak için dünyaya göndermedi, dünya O'nun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi. O'na iman eden yargılanmaz, iman etmeyen ise zaten yargılanmıştır. Çünkü Tanrı'nın biricik Oğlunun adına iman etmemiştir... (Yuhanna 3:14-18). ..........

 

 

 
İsa’nın Son Günleri ve Ölümü





 

Son Akşam Yemeği

 (Matta 26:17-30 ; Markos 14:12-26)

 

 

 

  Öğrencileri İsa’nın yanına gelerek O’na, ‘Fısıh yemeğini nerede hazırlamamızı istersin?’ diye sordular.’ 

 

İsa onlara alışılmadık bir cevap verdi. Onlara şöyle dedi: ‘Şehire gidin ve orada bir adam bulacaksınız. Ona, ‘Efendimiz zamanının yaklaştığını söylüyor’, ve ‘Efendimiz Fısıh kutlamasını öğrencileriyle senin evinde yapmak istiyor’ deyin. O zaman o adam ne yapması gerektiğini anlayacaktır.’

 

Bunun üzerine Petrus ile Yuhanna şehire gittiler. Sokakta yürürlerken su testisi taşıyan bir adam gördüler.  (İsa onlara bu adamın su testisi taşıyan biri olacağını söylemişti.)

 

Petrus ile Yuhanna, adam bir eve girinceye dek arkasından yürüdüler. Sonra evin sahibiyle Fısıh yemeğinin yenileceği oda hakkında konuştular. Petrus ve Yuhanna adama, ‘Efendimiz İsa Fısıh yemeğini senin evinde yemek istiyor’ dediler. Bunun üzerine evsahibi adam onlara evinin üst katında bulunan büyükçe bir oda gösterdi. Öğrencileri o yukarı odayı temizleyerek Efendilerinin gelişi için gül gibi tertemiz yaptılar; ve sonra İsa ile diğer öğrencilerin gelmesini beklediler.

 

Daha sonra yemek yerlerken, İsa onlara yakın zamanda gerçekleşecek olayları anlattı. Öğrenciler O’nu büyük bir dikkatle dinliyordu.

 

Daha sonra İsa ekmeği eline aldı ve ekmeği bereketleyerek böldü. Sonra öğrencilerine vererek şöyle dedi: "Alın, işte bu benim bedenimdir. " Bundan sonra İsa  kabın içindeki içecek için teşekkür ederek, ‘Bundan için…  Bu, sizin uğrunuzda dökülen antlaşmanın kanıdır’ dedi.

İsa Getsemani Bahçesinde Dua Ediyor

Mata 26:36-45;   Luka 22:39-52

 

 

 

 

İsa ile öğrencilerinin Fısıh bayramında birlikte yedikleri son akşam yemeğinin üzerinden çok geçmeden, Yahuda İskaryot, İsa’yı  ele vermek için Yahudilerin tapınak görevlileri ve kahinlerle anlaşmıştı bile. Bu adamlar zaten İsa’yı yakalamak için fırsat gözleyip duruyorlardı. İsa bütün bu şeylerin başına geleceğini ta başından biliyordu. Bu nedenle öğrencilerine, içlerinden birinin Kendisini ele vereceğini dahi söylemişti.

 

İsa Mesih öğrencilerine Kendisinin onları yalnız başına bırakacağını, öldürüleceğini, ama ölümü yenip tekrar Baba’nın yanına gideceğini kerelerce anlatmıştı. Aynı zamanda Baba’nın onlara başka bir Yardımcı’yı, yani Kutsal Ruh’u göndereceğini vaad etmişti. Ama öğrencileri O’nun neler söylediğini tam olarak anlayamamışlardı. 

 

İsa ile öğrencileri Fısıh yemeğini yedikleri yerden ayrıldıktan sonra Kudüs (diğer adıyla Yeruşalim) şehrinin dışındaki Zeytin Dağı’na gittiler ve orada bulunan Getsemani bahçesine girdiler. İsa öğrencilerinden beklemelerini isteyerek kendisi bahçede biraz ileri gidip dua etmek istedi. İsa’yı ele vercek olan Yahuda İskaryot onların arasında değildi, çoktan İsa’nın yanından ayrılmıştı. İsa dua ettiği yerden öğrencilerinin yanına geri dönünce onları uyurken buldu. İsa çok üzgün ve kederliydi ve o gece üç defa dua etmeye gitti.  Ama öğrencileri ycomundular ve uyanık duramuyorlardı.

 

İsa gitti ve onları uyandırdı. Daha sonra birlikte konuştukları bir sırada Yahuda İskaryot yanlarına  yaklaştı.  Ama Yahuda orada yalnız değildi.  Yanında tapınak bekçilerini de getirmişti. Yahuda İsa’yı görünce hemen yanına gitti ve O’nu yanaklarından öptü.  Yahuda bunu, karanlıkta, içlerinden hangisinin İsa olduğunun anlaşılması için  bilerek yapmıştı. Bunun üzerine Yahuda ile birlikte gelen askerler İsa’nın yanına yaklaşarak O’nu tutuklamak ve götürmek istediler.  Petrus hemen kılıcını çıkararark İsa’yı korumak istedi, ama İsa ona, ‘Hayır, Petrus, kılıcını bırak’ dedi. Petrus bunu üzerine güç kullanarak İsa’yı korumanın kolay bir iş olmadığını iyice anladı.

 

 

İsa’nın Yargılanması

(Matta 26:47-67) ;( Matta 27:11-26)

 

 

Askerler İsa’yı, Yahudilerin başkahini olan Kayafas’a götürdüler. Orada İsa’yı yargıladılar. Yahudilerin önde gelenleri ve din adamları olan kahinler İsa’yı, Kendisinin Tanrı’nın Oğlu olduğunu iddia ettiği gerekçesiyle suçlu buldular. Çünkü Yahudi din adamları ve önderler İsa’ya inanmuyorlar, O’nu Tanrı’dan gelen Mesih olarak kabul etmiyorlardı. Uzun zamandır bekledikleri fırsat ayaklarına gelmişken hemen hepsi aynı fikirde birleşerek İsa’nın öldürülmesi gerektiğine karar verdiler.

 

Ne var ki Roma İmparatorluğunun yasalarına göre, Yahuıdi din adamları ve önderler kendi başlarına bir suçluyu ölüm cezasına çarptırabilme hakkına sahip değildiler. Bu nedenle Yahudi din adamları ve önderler İsa’yı, O’nu ölüm cezasına çarptırsı diye, Kudüs’te görev yapan Roma valisi Pilatus’un yanına götürdüler. İsa’yı Pilatus’un önüne çıkardıklarında Pilatus açıkça, İsa’nın ölümü hakkedecek hiçbir suç işlemediğini söyledi.  Ama Yahudilerin durmak bilmeyen ısrarları ve baskıları sonucunda Pilatus İsa’yı ölüm cezasına çarptırdı.

 

Askerler İsa’yla alay ettiler. Onu Kral olarak adlandırdılar, ama O’nun Kral olduğuna inanmadılar. Dikenlerden bir taç yapıp başına koydular. Yüzüne tükürdüler, aşağıladılar, hırpaladılar ve uzun süre kırbaçladılar. Tüm bu acı ve işkenceler sırasında İsa’nın sesi bile çıkmadı .

 

 

İsa Mesih’in Ölümü

Matta 27:32-65    ;  Yuhanna 19:1-37

Sonra askerler İsa’yı Kudüs kentinin dışına, Golgota denilen tepeye götürdüler. İsa’nın sırtına bir haç yüklediler ve İsa askerlerin denetiminde halkın arasından geçerek haçını sırtında taşıdı.  Sonra haçın ağırlığı ve vücündaki acılar nedeniyle haçı taşıyamadı; O’nun haçını Kirineli Simun adında birine taşıttılar. İsa Golgota denilen tepeye varınca askerler O’nu çarmıha gerdiler; yani İsa’yı ellerinden ve ayaklarından o kalın tahtaların üzerine çivilediler. 

 

İsa Mesih çarmıh üzerindeyken bile kendisini çarmıha gerenleri affetti. Şöyle dedi: ‚Baba, onları bağışla, çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar!’

 

Bu zaman içerisinde bazıları O’nun Tanrı’nın Oğlu olduğunu görüp kabul ettiler.  Bunlardan bir tanesi, İsa’yla birlikte çarmıha gerilen suçlulardan birisiydi. Bir diğeri, İsa’nın çarmıha gerilişini seyreden Romalı bir askerdi. Sonra birden büyük bir deprem oldu. Asker depremi ve bütün olan bitenleri görünce korkarak şöyle dedi: ‘Gerçekten bu Tanrı’nın Oğlu’ydu!’

 

İsa Mesih öldüğü zaman Kudüs’teki tapınakta bulunan kalın perde baştan aşağıya ikiye bölündü. Bu perde tapınakta bulunan iki odayı birbirinden ayırıyordu. Odalardan birine sadece ve sadece başkahin yılda bir kez girebiliyor ve orada Tanrı’yla yüzyüze gelebiliyordu. Diğer odaya ise herkes girebiliyordu.  İsa Mesih çarmıh üzerinde ölünce, aradaki bu perde yırtılmış ve herkesin Tanrı’ya doğrudan gidebilmesi ve herhangi bir aracıya gerek kalmadan doğrudan O’na tapınabilmesi mümkün olmuştur. İsa Mesih çarmıh üzerinde ölmekle bizim Başkahinimiz olmuştur.

 

*  

Ezberleyeceğiniz Ayetler

Kafatası denilen yere vardıklarında İsa'yı,biri sağında öbürü solunda olmak üzere, iki suçluyla birlikte çarmıha gerdiler. İsa, «Baba, onları bağışla» dedi. «Çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar.» O'nun giysilerini aralarında paylaşmak için kura çektiler.

Luka 23:33-34

Ondalık Vermek            İsaÖlümden Dirildi!

ÇocuklarınKutsal Kitap Derslerine Dönün

Cologne Turkish Ministries